1986 — 2026

40
YEARS
OF
FADA

40 years of intersections

In the mid-1980s, a new kind of art and design education was taking shape at Bilkent. The Faculty of Fine Arts was part of the university established in 1984 and welcomed its first students in 1986. A year later, the faculty was reorganized and began to take the form that would become the Faculty of Art, Design and Architecture. FADA became a place where students were encouraged to ask questions and look beyond the boundaries of their own disciplines.

What started with the Fine Arts and Graphic Design departments gradually grew into something larger. Interior Architecture and Environmental Design joined in the early years, followed by Landscape Architecture and Urban Design in 1991, Communication and Design in 1998, and Architecture, which welcomed its first students in 2012. From the beginning, the ambition here was broader than any single field of study. Several of these programs had few, if any, direct counterparts in Türkiye and introduced new disciplinary configurations into higher education. For instance, while interior architecture programs already existed, Interior Architecture and Environmental Design proposed a broader and distinctive disciplinary framework. Similarly, Landscape Architecture at Bilkent was the first landscape architecture program established within a Faculty of Architecture in Türkiye, while Urban Design and Landscape Architecture was the first undergraduate-level urban design program established in Türkiye, introducing an unprecedented model by bringing urban design and landscape architecture together within a single degree program. With each new department, the conversation became bigger and better, synthesizing new ways of thinking and creating into the life of the faculty.

Photography studio behind the scenes, FADA archive Gallery opening reception with framed works on the wall

Over four decades, much has changed. The tools we use have grown from drawing and model-making to computers, digital media, and 3D printing amongst many others. Yet the idea at the heart of FADA has remained remarkably constant despite the emergence of these new technologies and the passage of time. We must learn by making, by questioning, by working with others, and by looking at things from different perspectives.

Today, FADA's six departments share a community of artists, designers, architects, researchers, planners, landscape architects, urban designers, engineers, and students. Their work continues to cross paths through design, technology, cities, media and culture. Many alumni have continued to make work that exemplifies the continuing ingenuity of our students and FADA's interdisciplinary approach to learning. This FADA celebration, entitled Intersections, brings the work of students and graduates into one place to reflect on 40 years of FADA. One can only imagine where future possible Intersections will take us.

Photos by Aydın Ramazanoğlu, FADA Archive

FA building on the Bilkent University campus

1980'lerin ortalarında Bilkent'te sanat ve tasarım eğitimine dair yeni bir anlayış şekillenmeye başladı. 1984 yılında kurulan Bilkent Üniversitesi'nin bünyesinde yer alan Güzel Sanatlar Tasarım ve Mimarlık Fakültesi, ilk öğrencilerini 1986 yılında kabul etti. Bir yıl sonra yeniden yapılanan fakülte, zamanla bugün Güzel Sanatlar, Tasarım ve Mimarlık Fakültesi (FADA) olarak tanınan yapıya dönüştü. Güzel Sanatlar Tasarım ve Mimarlık Fakültesi, kuruluşundan itibaren öğrencilerini soru sormaya, araştırmaya ve kendi disiplinlerinin sınırlarının ötesine bakmaya teşvik eden bir eğitim ortamı oluşturmayı amaçladı.

Güzel Sanatlar ve Grafik Tasarım bölümleriyle başlayan bu yapı, yıllar içinde yeni disiplinlerin katılımıyla genişledi. İlk yıllarda İç Mimarlık ve Çevre Tasarımı bölümü fakülteye katılırken, 1991'de Peyzaj Mimarlığı ve Kentsel Tasarım, 1998'de İletişim ve Tasarım ve 2012'de ilk öğrencilerini kabul eden Mimarlık bölümü kuruldu. Böylece FADA, tek bir alana odaklanan bir eğitim anlayışının ötesine geçerek farklı disiplinlerin bir arada ürettiği ve birbirini beslediği bir yapıya dönüştü.

Ceramics and pottery works displayed in a FADA studio
Camera crew filming an interview, FADA archive

Bu programların birçoğu Türkiye'de kendi alanlarında öncü nitelik taşıyordu ve yükseköğretime yeni disipliner yaklaşımlar kazandırdı. Örneğin, İç Mimarlık programları Türkiye'de daha önce de bulunmasına rağmen, İç Mimarlık ve Çevre Tasarımı daha kapsamlı ve özgün bir disiplin çerçevesi ortaya koydu. Peyzaj Mimarlığı programı, Türkiye'de bir Mimarlık Fakültesi bünyesinde kurulan ilk peyzaj mimarlığı programı olurken; Kentsel Tasarım ve Peyzaj Mimarlığı, Türkiye'de lisans düzeyinde kurulan ilk kentsel tasarım programı olarak kentsel tasarım ve peyzaj mimarlığını tek bir eğitim programında bir araya getiren öncü bir model oluşturdu. Her yeni bölümle birlikte FADA'nın düşünsel alanı genişledi; tasarlama, araştırma ve üretme biçimleri arasındaki etkileşim güçlendi. Aradan geçen kırk yılı aşkın sürede hem eğitim anlayışımız hem de üretim araçlarımız büyük ölçüde değişti. Çizim ve maket yapımından bilgisayarlara, dijital medyaya ve 3D baskı teknolojilerine uzanan bu dönüşüm, sanat ve tasarım pratiklerine yeni imkânlar kazandırdı. Ancak teknolojiler ve yöntemler değişse de FADA'nın temelindeki yaklaşım varlığını korudu: yaparak öğrenmek, sorgulamak, birlikte üretmek ve farklı perspektiflerden bakabilmek.

Bugün Güzel Sanatlar Tasarım ve Mimarlık Fakültesi ve altı bölümü; sanatçıları, tasarımcıları, mimarları, araştırmacıları, plancıları, peyzaj mimarlarını, kentsel tasarımcıları, mühendisleri ve öğrencileri ortak bir akademik ve yaratıcı toplulukta buluşturuyor. Tasarım, teknoloji, kent, medya ve kültür gibi farklı alanlar arasındaki kesişimler, fakültenin eğitim ve üretim ortamının önemli bir parçasını oluşturmaya devam ediyor. FADA mezunlarının yıllar boyunca ortaya koyduğu çalışmalar da bu disiplinlerarası yaklaşımın ve öğrencilerin yaratıcı üretim gücünün bir yansıması olarak varlığını sürdürüyor.

Fakültemizin 40. yılını kutlamak üzere düzenlenen Kesişimler, öğrencilerin ve mezunların çalışmalarını bir araya getirerek fakültenin kırk yılına bakıyor. Farklı disiplinlerin, fikirlerin ve üretim biçimlerinin kesiştiği bu buluşma, Güzel Sanatlar Tasarım ve Mimarlık Fakültesi'nin geçmişten bugüne uzanan yaratıcı mirasını görünür kılıyor. Ve belki de en önemlisi, gelecekte kurulacak yeni kesişimlerin bizi nerelere götürebileceğine dair bir soru bırakıyor.

Fotoğraflar Aydın Ramazanoğlu, FADA Arşivi

Photographer at work with a subject lying on the floor